İlişki Uzmanlarından 11 Değerli Tavsiye

Medeni durumunuz ne olursa olsun –bekâr, ilişkisi var, nişanlı ya da evli – ilişkiler emek ister. Ve ilişkilerin gözyaşları içerisinde sona ermesi ya da sonsuza kadar sürmesi birçok nedene bağlıdır. Ancak sizin kendi davranışlarınız, sözleriniz ve düşüncelerinizin de çok önemli rolleri vardır.

Bugünkü yazımda sizinle “Aşk Oyunu”nda avantaj sağlayacak birçok bilgi paylaşacağım. Bu bilgiler ilişki terapistleri, araştırmacılar, çöpçatanlar, ilişki koçları gibi konunun uzmanlarının tespitlerinden derlenmiş bilgilerdir. Bunları hayatınıza geçirirseniz faydasını görürsünüz.

  1. Her gün eşinizi / sevgilinizi takdir ettiğinize dair bir şey söyleyin ya da yapın

Her gün minnet ve şükranlık belirten basit bir şeyler söylemek ya da yapmanın çok büyük ödülleri olur. İnsanlar kendilerini özel ve takdir edilmiş hissettikleri zaman daha mutlu olurlar ve yaşadıkları ilişkiyi iyileştirmek ve sağlamlaştırmak için motive olurlar. Basit derken ciddiyim. Yani gerçekten çok efor ya da maddiyat gerektirmeyen şeylerden bahsediyorum. Partnerinizin cüzdanına ne kadar güzel olduğunu belirten bir not koymak ya da güzel yaptığı bir şeyi takdir etmek gibi şeyler. Deneyin, her şeyin ne kadar değiştiğini göreceksiniz.

  1. Ne kadar sürerse sürsün bütün ilişkilerin bir değeri olduğunu kabul edin

Aslına bakarsanız başarısız ilişki diye bir şey yoktur.  Bütün ilişkiler ne kadar sürmüş olurlarsa olsunlar hayatınıza bir şeyler kadar. Uzun olmadığı için bir ilişkinin değersiz olduğunu düşünmeyin. Bazı ilişkiler daha kısa bazıları daha uzun sürer. Biten ilişkinizin ardından siz de hayatınıza devam edin.

  1. Partnerinizi hiçbir zaman cepte görmeyin

Bu yazdığım size çok sıradan gelebilir çünkü birçok yerde okumuşsunuzdur ya da mutlaka birileri bunu size söylemiştir. Ama 2018 yılında bile ilişki koçluğu seansına gelen çiftlerden bir tanesinin kafasında ilişkiyi çoktan bitirmiş olduğuna şaşırırsınız. Şunu unutmayın ki herkesin bir kırılma noktası vardır. Eğer ihtiyaçları karşılanmıyorsa ve kendisine değer verildiğini hissetmiyorsa aradıklarını başka bir yerde bulmaya karar verebilir. Birçok insan kendi istekleri yerine geldiği için her şeyin yolunda olduğunu zanneder, partnerinin isteklerinin de karşılandığını varsayar. Ayrıca “hiçbir ilişki mükemmel değildir” önermesini kullanmak da çok doğru değildir. Partnerinizin sizin ona verdiklerinizle yetinmesini beklemek yerine ihtiyaçlarının gerçekten karşılanıp karşılanmadığını tartmalısınız.

  1. Nefes almayı unutmayın

Birbirinize ne kadar âşık olursanız olun ilişkinizde nefes almak çok önemlidir. Arkadaşlarınızla vakit geçirin, ailenizi ziyarete gidin, kendi başınıza o olmadan bir şeyler yapın. Eve döndüğünüzde ya da yanına gittiğinizde yeniden şarj edilmiş olursunuz ve ilişkiniz güçlenir.

  1. Önemli olan ne hakkında tartıştığınız değil, nasıl tartıştığınızdır

Araştırmalara göre tartışmalar sırasında kullanılan dil çiftlerin birlikte kalıp kalamayacaklarına ilişkin ciddi öngörüler sağlayabiliyor. Eleştirme, küçümseme, savunmacılık ve duvar örmenin olduğu tartışmalar pek de iyi sonuçlar doğurmuyor. Mahşerin Dört Atlısı olarak adlandırdığımız bu davranışlar ilişkilerin katili olarak biliniyor. Bu konuyu daha sonraki yazılarımda daha açık bir şekilde işleyeceğim. Ama şimdilik sadece şunu söylemek istiyorum ki; yapıcı, anlayışlı, “ben dili” ile yürütülen tartışmalar olumlu sonuçlar doğurur.

  1. Birbirinizi her şeyi olmaya çalışmaktan vazgeçin

“Sen benim her şeyimsin” güzel bir şarkı sözü olabilir. Ancak bir ilişki için hiç de iyi bir şey değildir. Hiç kimse “her şey” olamaz. İlişkinizin dışında da ilişkiler kurun yoksa ilişkiniz yürümez.

  1. Benzer değerleri olan kişilerle ilgilenin

Uzun süreli ilişkiler açısından bakıldığında değerlerinizin ve hobilerinizin birbirine benzer ve yakın olması önemli bir faktördür. Özellikle de evlilik gibi önemli bir karar almadan önce temel değerlerin örtüştüğünden emin olmak gerekir. Bütün insanlar birbirlerinden farklıdır ancak değerlerin çok farklı olması problemleri de beraberinde getirir. Örneğin aile değeri yüksek bir insansanız evleneceğiniz kişinin aile değerinin de en azından sizinkine yakın olması önemlidir. Aksi durumlarda o bayramlarda tatile gitmek ya da evde dinlenmek isterken siz aile ziyareti konusunda ısrarcı olabilirsiniz ve bu konuyla ilgili sürekli tartışırsınız.

Ortak hobi ve beğeniler de uzun vadede çok önemlidir. Yine bir örnek verecek olursam, partneriniz çok dışadönük ve sosyal bir insanken siz daha çok evde kalmayı tercih ettiğinizde ya da sürekli evde olmaktan şikayet edecek ya da siz ona ayak uydurmak istemediğiniz mutsuz olacaksınız. Evlilik gibi bir karar almadan önce bunları değerlendirmek gerekir.

  1. Daha kibar bir üslup benimseyin

Ortada bir sorun varken, o sorunun taraflarca nasıl ortaya koyulduğu ilişkilerin akıbeti açısından önem taşır. Saldırgan ya da suçlayıcı bir üslup ile ifade edilen sorunlar ilişkileri yıpratır. Örneğin “her şeyini ortada bırakıyorsun, yerlerine kaldırmak bu kadar zor mu” diye serzenişte bulunmak yerine “ortalık dağıldığında huzursuz hissediyorum, lütfen aldığın şeyi yerine koyar mısın” diyebilirsiniz.

  1. Partnerinizin ihtiyaçlarını karşılayabildiğinize emin olun.

Aşk hakkında öğrenmemiz gereken ilk şey aşkın sadece bir duygu olmadığıdır. Aşk bir alışveriş ve sosyal etkileşimdir. Aşk aslında ihtiyaçlarımızın karşılandığı ve karşımızdakinin ihtiyaçlarını karşıladığımız bir süreçtir. İhtiyaçlar karşılıklı olarak karşılandığında olumlu duygular var olmaya devam eder. Karşılanmadığında ise ilişki bozulmaya başlar ve sonunda da biter. Dolayısıyla sadece hislerinize odaklanmak yerine aşkı nasıl yaşadığınıza ve partnerinizin ihtiyaçlarını karşılayıp karşılayamadığınıza da dikkat etmelisiniz.

  1. Kişisel bakımınıza önem verin

Yine klişe ve sıkça duyduğunuz bir tavsiye belki ama önemli olduğu için yazmak istiyorum. Kendini salıvermek sorunlu ilişkilerin en ciddi nedenlerinden biridir. Kendini salıvermek birçok alanda olabilir; duygusal (yargılayıcı olmak ya da kendi duygularımızı görmezden gelmek), finansal (sorumsuzca para harcamak), organizasyonel (sürekli geç kalmak ya da çok dağınık olmak), fiziksel (sağlıksız beslenmek, egzersiz yapmamak), ilişkisel (ilişkide sürekli sorun çıkarmak) ya da ruhsal (partnerinize aşırı muhtaçlık göstermek).

  1. Kendinize tatminkâr bir hayat yaratın

Her ne kadar sonradan çok yanlış bir düşünce olduğu anlaşılmış olsa da birçoğumuz ilişkilerin ve evliliğin bir fedakârlık süreci olduğu söylenerek büyüdük. Dolayısıyla insanlar kendi mutluluklarını bir yana koyarak ailelerinin mutluluğunu ön plana aldılar ve sonunda mutsuz evlilikler doğdu. Belki de boşanmaların bu kadar artmasının sebebi budur. Şunu çok iyi anlamalısınız ki uzun ve mutlu bir birliktelik yaşayabilmek için kendinizden vazgeçmeniz gerekmiyor. Hatta uzun ve mutlu birlikteliklerin sırrı her iki tarafın da kendilerini tam olarak gerçekleştirebilmesinden geçiyor. İki mutsuz insandan mutlu bir birliktelik çıkması mümkün değildir. Siz mutlu olamazsanız eşinizi ya da sevgilinizi hatta varsa çocuklarınızı da mutlu edemezsiniz. O nedenle bütün istek ve ihtiyaçlarınızı, kim olduğunu bir tarafa bırakıp kendinizi ilişkinize ya da evliliğinize adamak ve partnerinizden de aynısını beklemek mutsuzluğa davetiye çıkarmak demektir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir