İlişkilerde Doğru İletişim Yöntemleri

Bireysel ve çift seanslarında en sık rastladığım sorun kişilerin birbirleriyle doğru iletişim kuramaması ve bu sorunun farkında olmamaları. Bu nedenle bugün sizlere kısaca iletişim kurarken sıkça yapılan hatalardan ve bu hataları nasıl düzeltebileceğinizden bahsetmek istiyorum. Lütfen okurken hangilerini yaptığınızı düşünün ve doğru olan ile değiştirmek için çaba gösterin. Doğru iletişim kurarak birçok ilişkinizde mucizeler yaratabilirsiniz.

O zaman hadi başlayalım.

Mahşerin Dört Atlısı (sadece bir film ismi değildir)

Ünlü Psikolog John Gottman, ilişkilerde iletişimi zehirleyen dört davranışa “Mahşerin Dört Atlısı” demektedir. Bu davranışlar iletişim kurmamızı engellemekle kalmaz, sorunları çözülmesini neredeyse imkânsızlaştırır. Gelin birlikte bu dört davranışı inceleyelim;

SALDIRI (yıkıcı eleştiri)

Karşımızdaki kişinin karakterine yönelik yapıcı olmayan yıkıcı eleştiriler ve suçlamalardır. “Sen” şöylesin, “sen” böyle yapıyorsun, “sen” şunu yaptığın için gibi kalıplar ile tartıştığımızda aslında karşımızdakine saldırırız. Bir örnek ile hemen açıklayayım:

“Ne kadar kıskanç bir insansın! Artık bu kıskançlığına dayanamıyorum”

Bunu söylediğinizde aslında parmağınızı uzatıp saldırıya geçiyorsunuz ve karşı tarafı da savunmaya zorluyorsunuz.  Oysa şöyle deseniz sizce nasıl sonuç alırsınız?

“Bana güvenmeyip yaptıklarımı sorguladığın zaman kendimi güven vermeyen, her an seni aldatabileceğimi düşündüğün biri gibi hissediyorum ve bu beni gerçekten üzüyor”.

Karşınızdakinin davranışları ya da karakteri yerine kendi hislerinizi ön plana çıkartarak derdinizi anlatırsanız istediğinizi almanız ve daha da önemlisi tartışmanın kavgaya dönüşmemesi çok daha olasıdır.

Bir örnek daha vereyim;

“Tembelliğinden bıktım usandım, ne olur yani elindeki tabağı mutfağa götürüversen” dediğinizde mi daha iyi sonuç alırsınız yoksa “ortalığın dağınık olmasından çok rahatsız oluyorum ve sen aldığın şeyi yerine koymadığın zaman ben mecburen topluyorum. Ama ben de bütün gün çok yoruluyorum, bana bu konuda destek olursan gerçekten çok mutlu olurum” derseniz mi? Tercih sizin.

SAVUNMA

Genelde karşımızdakini tam olarak dinlemeden ve ne demek istediğini anlamaya çalışmadan davranış ya da sözlerimizi savunmaya çalışırız. Savunmaya geçtiğimizde de “ama sen de şu zaman böyle yapmıştın, ama sen de şöylesin, böylesin, ama, ama, ama” diye hiçbir yere varmayacak şeyler söyleriz. Oysa yapılması gereken saçma da gelse, mantıksız da olsa karşımızdakinin ne dediğini ve neden mutsuz olduğunu anlamak için dinlemek, iyice anladığımızdan emin olmak ve sorumluluk almaktır.

Örneğin karşınızdaki kişi size “bana çok kötü davranıyorsun, beni dinlemiyorsun, benimle ilgilenmiyorsun” gibi bir şeyler söylüyorsa onu dinleyin ve anlamaya çalışın. Sonrasında vereceğiniz şu cevap ile kavgaya dönüşebilecek bir tartışmayı güzel bir şekilde sonlandırabilirsiniz; “böyle hissettiğinin farkında değildim, kasıtlı olarak yapmıyorum ancak yine de böyle hissettirdiğim için üzgünüm. Bundan sonra daha dikkatli olacağım”. Sizce de daha olumlu bir sonuç doğmaz mı?

 

DUVAR ÖRME

Nam-ı diğer; trip atma ya da küsme. Çiftlerden biri ya da her ikisi birden bir tartışma esnasında kendini kapatıp küsebilir. Bu da aslında karşı tarafa “sen değersizsin” mesajı vermektir. Bunu bilinçli olarak yaptığımızı söylemiyorum ancak kendini kapatmak ve tartışmayı kesmek olumlu sonuçlanmayacaktır. Bunun yerine sadece “şu an ikimiz de sinirliyiz, biraz sakinleştikten sonra mutlaka bu konuyu konuşalım” diyebilirsiniz ve en kısa zamanda yeniden konuşabilirsiniz. Bu şekilde zoraki kapatılan konular çığ gibi büyüyüp çözülmesi imkânsız bir hal alabilir aksi durumda.

HOR GÖRME (küçümseme)

İşte ilişkilerin en sinsi ve en tehlikeli katillerinden biri budur. Kişilerden birinin kendisini diğerinden daha üstün görerek diğerini aşağılaması çok tehlikelidir. Örneğin “sen zaten aşktan ne anlarsın ki”, “sen sanki her şeyi çok mu iyi biliyorsun”, “sen bunu beceremezsin” gibi söylemler tanıdık geldi mi?

Bu ifadelerden kesinlikle kaçınmalısınız.

Varsayımda Bulunmak

Yaptığımız hatalardan biri de karşımızdakinin bir sözünün ya da davranışının altında kendi çıkarımımıza dayanarak başka başka anlamlar aramaktır. Yani karşımızdakinin herhangi bir davranışını “kesin bu nedenle böyle yaptı” ya da “kesin böyle düşündü o yüzden böyle söyledi” diye algılayarak onun adına karar vermektir.

Varsayımımız iyi ya da kötü olabilir, bu önemli değildir. Telefonunu tuvalete düşürdüğü için cevap vermeyen sevgilinize ya da eşinize köpürmeden önce mutlaka bir işler çevirdiği için cevap vermediğini düşünmüş oluruz. Bu doğru da olabilir ancak varsayımda bulunarak hareket ettiğimizde çoğu zaman mahcup olduğumuz yetmiyormuş gibi bir de ciddi kavgalara sebebiyet verebiliriz.

Varsayımda bulunmayın, algıladığınız şeyin kesin doğru olduğunu düşünmeyin; sorun! Örneğin “sen sabahtan beri beni aramadın, artık beni sevmiyorsun” demek yerine “normalde daha sık konuşurduk, bugün çok mu yoğundun yoksa canını sıkan bir şey mi var” diye sormak çok daha yapıcıdır. Hem kendi kendimizi evhamlandırmamış hem de karşı tarafı bunaltmamış oluruz.

Aynı şey konuşmalarda da geçerlidir. Anladığınızı düşündüğünüz şeyi mutlaka teyit edin: “bu söylediğinden ilişkimizin monotonlaştığını hissettiğini anladım, doğru mu” diye sorun mesela. Bu yöntemi içselleştirip sürekli uygulamaya başladığınızda aslında ne kadar çok şeyi varsaydığınızı ve aslında yanlış anladığınızı fark edeceksiniz.

Bir de bunun “kesin kızar” diye varsayılarak karşısındakinden bir şeyleri saklama ve yalan söyleme versiyonu vardır. Bu da karşı taraf adına düşünüp karar vermektir. Ne olursa olsun varsayımda bulunmayın ve açık olun.

Anlaşılmayı Beklemek

Bazen bir şeyi kızıyor ya da kırılıyoruz ve karşımızdakinden hatasını anlamasını bekliyoruz. Bir de üzerine “hatasını kendi anlamazsa affetmem” gibi beylik sözler ediyoruz. Oysa bu çok ciddi bir hatadır. İsteklerinizin, kırgınlıklarınızın, duygularınızın, kısacası sizinle alakalı konuların bir başkası tarafından anlaşılmasını beklemeyin. Direkt olarak, net bir biçimde kendinizi ortaya koyun. Eşinizle ya da sevgilinizle konuşun, derdinizi ve isteklerinizi dürüstçe anlatın.

 

Temcit Pilavı

Son olarak aynı konuların sürekli gündeme getirilmesinden, özellikle de tartışmalarda “sen de şu zamanda böyle yapmıştın” diye temcit pilavı gibi ortaya dökülmesinden bahsetmek istiyorum. Biliyorsunuz ki aynı gün içinde aynı konudan iki kere trafik cezası bile kesilemez. Geçmişte yaşanmış ve kapanmış olayları sürekli gündeme getirmek ve öne sürmek, aynı şeyden dolayı karşınızdakini itham etmek tartışmayı çok daha içinden çıkılamaz bir boyuta sürükleyecektir.

Konuları oldukları zamanda tartışın, konuşun ve kapatın. Tekrar tekrar öne sürmeyin. Gündemden sapmayın. Hangi konu üzerine tartışıyorsanız sadece o konuyu konuşun.

Hem daha uzun bir yazıyla sizi sıkmamak, hem de az madde ile uygulaması kolay yöntemler gösterebilmek için yazıyı daha fazla uzatmayacağım. Yukarıda bahsettiğim iletişim yöntemlerini mutlaka hayatınıza geçirin. Sadece sevgiliniz ya da eşiniz ile değil, çevrenizdeki herkesle bunu uygulayın ve tartışmalarınızın ne kadar kolay çözüldüğünü görün.

Aşkla Kalın!

Aslı Göksu

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir